Ana Sayfa Halklar ve İnançlar Alevilik Kadınlar değerliyiz, güçlüyüz, kendimize yeteriz

Kadınlar değerliyiz, güçlüyüz, kendimize yeteriz

Düzenli olarak fiziksel şiddet görmediğim için şiddet görmediğimi düşünüyordum veya psikolojik şiddetten haberim de yoktu dolayısıyla babamın üzerimizde kurduğu baskıya karşı kendimi koruyamıyordum. Alevi toplumu da bu konuda çok kapalı. Alevilerde şiddet yok deniyor, dolayısıyla biz bu meşrulaştırmayı ortadan kaldırıp kadınlarla dayanışmalıyız.

Şiddet deyince aklınıza ne geliyor?

Fiziksel şiddet. Toplumsal bir algı veya belki de buna bilerek alıştırıldık ki diğer şiddet türlerini normalleştirelim. Örneğin ekonomik, psikolojik şiddet türleri bizim toplumumuzda çok olağan karşılanıyor ve şiddet olarak kabul görmüyor. İşte bu, bahsettiğim toplumsal algının eseridir. Dolayısıyla benim de aklıma ilk fiziksel olarak birinin birine, daha çok bir erkeğin bir kadına vurması geliyor.

Şiddet gördüm mü diye dönüp kendinize sorunca neler hissediyorsunuz, nasıl hissediyorsunuz?

Ben kendimin şiddet görmediğini düşünürdüm; çünkü ev içinde babamın bana vurmuşluğu azdır. Birinci soruda yanıtladığım gibi, algımız nedeniyle şiddet direkt olarak fiziksel şiddet olarak aklımıza geliyor. Ancak bugün şiddetin ne olduğunu, erkeklerin çok çeşitli şiddet biçimlerini uyguladıklarını öğrendiğim için, bu yaşımda, bu bilinçle baktığımda, erkeklerin çok büyük ve çeşitli şiddetlerine maruz kaldığımı görüyorum.

Şiddet gördünüz mü? Gördüyseniz kimlerden gördünüz? Ne yaptınız? 

Ben hayatımda fiziksel olarak ilk şiddeti ilkokul birinci sınıf öğretmenimden gördüm. Alevi ve Kürt olmam sebebiyle düzenli olarak fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalıyordum. Tabii bu benim tüm okul hayatımı etkiledi. Diğer yandan aile içinde, en azından çekirdek ailemde fiziksel şiddet nadiren yaşadığımız bir olaydı ve ben bu sebeple evimizde şiddet yok diye düşünüyordum; ancak bilinçlendikçe görüyorum ki ben her gün ve hala da şiddet görüyorum. Ailemle, daha doğrusu babamla aynı evde yaşıyor olmam, onun benim üzerimde hâkimiyet kurma isteği nedeniyle. En ufak kavgamızda babam ekonomik şiddet uygular, “Ben sana şu imkânları sundum” der, örneğin. Psikolojik şiddet olarak da hep o her şeyi bilir, biz onsuz yapamayız fikri ile bizi ezmeye çalışır. Ben evde telefonumun sesini açık bırakamam mesela veya geç saatte telefonda konuşmak istersem gizlice yapmam gerekir. Üzerimde “kibarca” baskı kuruyor, kendisini modern ve demokrat olarak tanımlayan tipik bir Alevi, Kürt erkeği. Ama erkek!

Ne yaptım? İlkokulda gördüğüm şiddete karşı ben bir şey yapamadım, çocuk yaşta olmam nedeniyle bunun ne olduğunu bile tanımlayamadım. Ancak babamdan görmeye devam ettiğim şiddete karşı kaçış yöntemleri arıyorum. Fiziksel olarak bana vurduğu zamanlarda ise aylarca suratına bakmayarak, konuşmayarak tavır koyuyorum. Genelde o, aynı gün içinde özür diliyor ancak bir kıymeti yok.

Siz şiddet gördüğünüzde çevrenizden, evin içinden, akraba ve yakınlarınızdan nasıl tepkiler aldınız? 

Bizim toplumumuz çok baskıcı. Kalkıp kimseye “ben şöyle şiddet görüyorum” diye anlatmanın kimseye faydası yok çünkü benim gördüğüm şiddeti ve hatta belki daha fazlasını çevremdekiler de görüyor. Annemden bu konuda destek alıyorum. Gerek fiziksel, gerek psikolojik, gerekse ekonomik baskıya maruz kaldığımda, babam işi ileri götürdüğünde annem babamla tartışıyor ve ciddi korkutuyor onu. Sözü boşanmaya kadar götürüyor ancak bunlar hep iniş çıkış. Aynı senaryoyu yaşayıp duruyoruz.

Resmi kurumlara ya da kadın kurumlarına başvurunuz mu? Profesyonel destek aldınız mı? 

Benim gördüğüm şiddet resmi kurumlara başvurulacak boyutta değil. Belki “henüz” değil. Ancak şunu söyleyeyim, resmi kuruma da başvurmam, Alevi kurumlarına da başvurmam. Çünkü bir şekilde sana sağladıkları imkân ortada resmi kurumların. Mor Çatı’ya danışırım. Boşanan bir kadın arkadaşım için onları aramıştım, o kadar ilgilendiler ki çok şaşırdım. Alevi kurumlarına veya derneklerimize de başvurmam; çünkü bir olaya şahit oldum. Bir kadın cemevindeki dedeye eski sevgilisinden şiddet gördüğünü söyledi. Dede olayı geçiştirdi. Gözümün önünde oldu bu.

Alevi kadınlar artık erkek şiddetini yüksek sesle konuşmaya başladı. Şiddeti konuşmak neden gerekli? Bu konuda siz neler söylemek istersiniz? 

Şiddeti konuşmadığımızda birincisi meşrulaştırıyoruz, ikincisi biz şiddeti anlatmadığımızda bazı kadınlar şiddet gördüğünü fark edemeyebiliyor. Ben kendim buna örneğim. Düzenli olarak fiziksel şiddet görmediğim için şiddet görmediğimi düşünüyordum veya psikolojik şiddetten haberim de yoktu dolayısıyla babamın üzerimizde kurduğu baskıya karşı kendimi koruyamıyordum. Alevi toplumu da bu konuda çok kapalı. Alevilerde şiddet yok deniyor, dolayısıyla biz bu meşrulaştırmayı ortadan kaldırıp kadınlarla dayanışmalıyız.

Alevi kurumlarının gündeminde hala erkek şiddetine karşı mücadele yok. Alevi kurumları neden erkek şiddetini bu kadar sessiz karşılayıp, bu konuyu gizliyor, erkek şiddetini gündeme almamak için direniyor? 

Çünkü Alevi kurumlarına gelen erkeklerin ve o kurumların başındakilerin birçoğu kadınlara şiddet uyguluyor. Evinde eşine, çocuğuna veya sevgilisine, cemevinde yönetimdeki kadın arkadaşına, ibadet esnasında kadınlara… Her yerde kadına şiddet var Alevi toplumunda. Şiddet uygulayan hiç şiddete karşı bir şey yapmak ister mi? Onların da foyası ortaya çıkacak. Kurumların başlarındaki adamların sevgilileri, eşleri, çocukları, kardeşleri konuşabilse ortaya neler çıkar.

Erkek şiddetine karşı kadınlara ne söylemek istersiniz.

Bir şekilde sesinizi duyurun ve şiddete maruz kalmayın. Durmayın, beklemeyin. Biz kadınlar değerliyiz, güçlüyüz, kendimize yeteriz. Kimsenin kaburga kemiğinden yaratılmadık, biz yarattık!

İsmimi vermek istemiyorum.

En Çok Okunan

Belçika’nın Kürt bakanı Zuhal Demir’e tehdit mesajı

Belçika’nın Flaman Bölgesi'nin Çevre ve Adalet Bakanı Zuhal Demir sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaretlere maruz kaldı.  Demir, Türkçe...

Almanya’dan Dr. Büyükavcı hakkında sınır dışı kararı

Almanya, TKP/ML davası kapsamında 3 yıl 6 ay hapis cezası verilen Dr. Dilay Banu Büyükavcı’nın sınır dışı edilmesine karar verdi. “Solidaritätbündnis mit...

Suruç gazisi Dağ’ın cenazesi Bern’den İstanbul’a uğurlandı

Suruç Katliamı'nda ağır yaralanan ve İsviçre'nin Bern kantonunda yaklaşık üç aydır siyasi sürgün olarak yaşayan Sezgin Dağ, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti....

“Bir başkadır” dizisi ve bir Türkiye alegorisi – Cemalettin Efe

Muhakeme yetisi olanlar açısından TV artık seyredilmeye değer bir medya aracı olmaktan çıktı. Birkaç istisna dışında Türk TV kanallarını seyretmek bir nevi...

Cem Özdemir: “Alparslan Türkeş bir Hitler sempatizanıydı”

Deutsche Welle Türkiye'den Elmas Topçu Yeşiller milletvekili Cem Özdemir ile ülkücülere yönelik yasağın incelenmesini talep eden, beş partinin hazırladığı ortak teklifi konuştu.

Almanya Ülkücü Hareket’i engelledi!

Fransa’nın geçtiğimiz günlerde şiddet olaylarına karışan Bozkurtlar'ı veya diğer adıyla Ülkücü Hareket'i yasaklamasının ardından Almanya’da da benzer bir yasa tasarısı bu akşam...

Lümpen rejimin kırılganlığı – Ertuğrul Kürkçü

Devlet Bahçeli uğraştı, didindi “ülkü ve ülke sevdalısı olan, davasının gözü kara yiğidi” dediği Alaattin Çakıcı’yı hapisten kurtardı. O da “lider”ine minnet...

Yurt dışında yaşayıp da Türkiye’de parası veya yatırımı olanlar, dikkat!

Avrupa Birliği üyeleri başta olmak üzere 107 OECD ülkesi ile yapılan “Finansal bilgilerin, banka ve altın hesaplarının karşılıklı otomatik olarak paylaşımı” anlaşmasının...

Kimsesizler mezarlığında yatar duvarlarda asılı bir resmi bile olmayan bir yiğit EKREM İNALAŞ – Hilmi Toy

Kasım günlerindeyiz yine. Hava soğuk, toprak soğuk, sular soğuk. Ama günler ağır, zaman ağır, vakitsiz ayrılıklar çalıyor kapıyı. Erkenci vedalar bırakıp gidiyor...

“Eşitiz işte sus” beyanına itibar etmeyin, altında çokça şiddet barındırıyor*

Alevi kurumlarda da “dışarıya” karşı herhangi bir olumsuzluğun yansıtılması istenmediği gibi iç ilişkide de erkek şiddeti ile yüzleşmek istenmiyor zira kadın ve...