Ana Sayfa Kadın "Kendimden başka kadınları da kurtarmak istiyorum"

“Kendimden başka kadınları da kurtarmak istiyorum”

Avukat Eren Keskin, Sibel Y.’yi darp eden ve cinsel saldırıda bulunan Mutlu E.’nin tutuklanması gerektiğini belirtiyor. Sibel Y. de “Hakkımı savunabilmek için hukuk öğreniyorum” diyor ve ekliyor: “Beni yalnız bırakmayın.”

Evrim Kepenek /İstanbul – BİA Haber Merkezi

Kitap raflarının arasında, olabildiğince sessiz bir ortamda çaylarımızı yudumlarken anlatıyor, başına gelenleri.

Konuşurken ara sıra heyecanlanıp kolunu kaldıracak oluyor, sonra yüzünde bir acı beliriyor ve hareket etmekten vazgeçiyor. Gür çıkan sesi de kısılıyor: “Kolumu kaldıramıyorum, yediğim dayaktan” diyor.

Bazen kafasındaki yarık izlerini, bazen yerlerde sürüklenirken kopan saçlarından geriye kalanları bazen de kolundaki morlukları gösteriyor.

Öfkeleniyor, bazen bağırıyor, bazen dakikalarca susuyor… Sanki önemli bir detayı unutursa, haklılığı kalmayacak, yaşadıkları sorgulanacak gibi, her anı dakikalarca detaylandırıyor…

En çok da “Başka kadınları da kurtarmak istiyorum” derken yükseliyor sesi. Onu dinledikçe onun gibi başka kadınlar olduğunu hatırlıyorum. Anlattıkları o kadar sert ve yüksek oranda şiddet içeriyor ki hepsini değil bir kısmını, en sade hali ile yazıya aktarabiliyorum…

Bugün sizi, Bodrum Milas’ta kadınları seks işçiliğine sürükleyen bir çeteye karşı tek başına mücadele ettiğini açıklayan Sibel Y.’nin sesini duymaya davet ediyorum.

İş başvurusu

Sibel Y., anlatıyor:

Bodrum Milas’ta yaşıyorum. Bundan yaklaşık 7-8 ay önce iş arıyordum. Muhasebeden anlarım, aynı zamanda teknik ressamım. Yerel bir site var, iş arayanlar oraya ilan bırakıyor. Ben de oraya “yarı zamanlı iş arıyorum” diye ilan bıraktım.

Mutlu E. isminde bir erkek, 29 Şubat’ta bana gece 23.17 gibi mesaj atmış ancak görmedim. Israrla mesaj bırakmış. Ben de gördüğümde,  “Ne işi?” diye yazdım. Mutlu E., “balık yemi satışı” diye yanıt verdi. Numaramı yazdım, diyalogumuz bu kadar. Sonra telefonla haberleşmeye başladık.

3 Mart’ta 18.30’da Cennet Bahçesi diye bir kafede görüşme planladı, kabul ettim. Bölgemizde çok iyi bilinen ünlü bir şirketin genel müdürü olduğunu belirtti, firmanın dayısına ait olduğunu söyledi. İş alımlarını da kendisinin yaptığını anlattı.

“3.600 lira maaş, 3 ayda bir prim, kıyafet yardımı, yiyecek yardımı” gibi koşuları saydı da saydı. “Çok iyi, aileme bir danışayım” dedim.

“Dayım resimlerine bakacak”

Yanından ayrıldım. Ama ayrılır ayrılmaz  beni aradı. Daha doğrusu sürekli beni aramaya başladı. Arıyor mesela, bana “Boydan resmini at” diyor, “Facebook’ta resimlerini herkese açık yap” diyor. Şirket dayısının ya, dayısına gösterecekmiş. Öyle diyor bana.

Dedim “Bu dayın ne yapacak resimlerimi, ben zaten iş görüşmesini dayınla yapacağım.” 

Facebook’u açmadım, resim de göndermedim. Ertesi gün tekrar buluşacağız, bana işe giriş için evrak listesi verecek, banka hesabı açılacak vs…  Öyle bir konuşma geçti aramızda.

İlk görüşmemizde, “Benim maaşımı bankaya yatırmayıp elden verin, sigortamı 3 ya da 6 ay yapmasanız olur mu? Benim icra dosyalarım var, maaşıma haciz gelmesin” demiştim.

O da ertesi gün bana demişti ki, “Bizim şirket politikamızda öyle şey yok, biz çok büyük firmayız, maaşı bankadan veriyoruz. Sen icra dosyalarını al gel”.

Yine ikinci görüşmemizi de Cennet Bahçesi’nde yaptık. “Ben seni dayımla görüştüreyim” dedi. “Olur” dedim. Bu arada abimler araştırmışlar firmayı “Sağlam bir firma, güzel bir firma, çok da büyük bir holding, git” dediler. O rahatlıkla gittim ikinci görüşmeye de…

Bana önce “firmaya gideceğiz” dedi. Bir şüphelendim. “Siz gidin, ben dolmuşla gelirim” dedim. “Arabada başka bir personel var, hep birlikte gideriz” dedi. Baktım arabada bir kadın ve bir erkek var. Şüphelendim ama yine de bindim.

İlk şiddet 

Aklıma yemin ederim art niyet gelmedi. Yola koyulduk. Firmanın bulunduğu yere doğru değil de başka bir yola direksiyonu kırınca “Nereye gidiyoruz?” dedim. Dedi ki “Dayım çiftliğe geçmiş, seninle orada görüşecek.”

Birden yolda giderken benim icra dosyalarım gündeme geldi, nedense. O kadın eleman birden şirketin muhasebecisi oldu. P. G. diye bir kadın. O zaman biraz anladım. “Ne alaka, benim icra dosyalarım konuşuluyor” diye düşündüm. Arabadan da inemiyorum. Neyse dedim, çiftliğe gideyim de dönerim hemen geri.

Çiftliğe gittik, yukarı çıktım baktım rakı sofrası; peynirler, mezeler, rakılar açılmış. “Böyle iş görüşmesi mi olur?” dedim. Dedi ki “Dayım rakıyı çok seviyor.”

Ben eve gitmek istediğimi söyledim. İlk şiddeti orda gördüm, kolumu sıktı. Odadan dışarı çıktım arkamdan geldi ve “Artık buradan çıkamazsın” dedi.

O zaman anladım. Sonra tekrar odaya döndük. Mutlu E., benim icra dosyalarımı açtı. P.G. ve adını sonradan öğrendiğim Ö.G. ile Ali isminde biri daha oturuyor. Ben de masanın öbür tarafındayım. Rakı içmiyorum, hiçbir şey yemiyorum, korkuyorum çünkü. Bir an evvel gitmek istiyorum.

Mutlu E. dedi ki, “Sibel’e 160 bin lira lazım”.  Ben çok şaşırdım. Öyle bir şey dememiştim. P. dedi ki “Ben 150 bin liradan başka para vermem”. Hala aklıma üstümden bir pazarlık yapıldığı gelmiyor, sonradan anladım. Ben dedim ki, “Ben 150 bin lira istemiyorum. Ben hiç kimseden bir şey istemiyorum, para filan da istemiyorum. Gitmek istiyorum.”

Mutlu E., “Hesabına aktaralım 52 bin lira” dedi. Orada bana senet imzalatmaya çalıştılar sanki ben parayı alacağım gibi… Ben, “Bir senet imzalanacaksa borca karşılık yarın ben de avukat çağırayım, avukat huzurunda yapalım” dedim. Çünkü ben dümeni anlamaya başladım ama bir şekilde de çıkmak istiyorum. P.G. dedi ki, “Abi, Sibel’le istersen küçük odada bir konuş.”

Beni küçük odaya aldı. “Ben eve gitmek istiyorum” deyince kolumu arkadan kıvırıp sırtımdan yukarı kaldırıp öne eğdi. “Sen” dedi, “Bu saatten sonra buradan dışarı çıkamazsın. Ancak benim istediklerimi yaptıktan sonra çıkarsın.”

Cinsel saldırı

Ben o saatten sonra ağzımı açamadım. Telefonumu aldım, balkona doğru gittim, kardeşimi arayacağım gel beni al diyeceğim. Arkamdan geldi, ben bir şey konuşamadan telefonu kapattım, iki telefonum vardı, telefonları aldı benden, masada önüne koydu. Sonra P.G. “Biz senin payını da içeri bıraktık, sen o paydan istediğin kadarı Sibel’e ver” dedi.

Sonra Mutlu E., tekrar beni küçük odaya götürdü. Orada beni dakikalarca darp etti. “Tamam” dedim, ben buradan çıkamayacağım, anladım artık çok geçti.

Tekrar içeri geçtiğimde G., “Bodrum Ağır Ceza’da 7-8 dosyam var. Adam yaralama vs.” diyor. Diğer Ali de kendi sicilini anlatıyor, “Yeni çıktım cezaevinden” diyor.

Ben çok korktum, dedim ben nereye düştüm. Bir şekilde diyorum buradan çıkmam lazım, ama nasıl? Ali, P. ve Ö. gitmek için ayağa kalktı, “Ben de gideyim” dedim. Ali, “Ben kızları bırakayım, gelip seni alayım” dedi.

Ben gelmeyeceğini biliyorum ama işte ben yine de hazırlandım. Ali dedi ki, “Sen otur, ben kızları bırakıp seni alıp bırakacağım”. Onlar çıktı gitti. Mutlu E., ayağa kalktı ve bana sarıldı.

Bana cinsel saldırıda bulunacağını anladım. Ben koşmaya başladım, arkamdan koştu. Telefonlara ulaşmaya çalıştım, yapamadım. Biz ikinci kattaydık, alt kata geçmeye çalışırken Mutlu E. arkadan sırtıma yumruk vurdu. O andan itibaren sistematik şiddet ve cinsel saldırı başladı. Telefonlar elimde, hala onları bırakmıyorum. Birini aramak istiyorum çünkü.

Üç kere kaçmaya çalıştım

Zaten resimleri de var. Böyle saçlarımdan tutarak  çekmeye başladı. Bu şekilde tam üç kere kaçma girişimim oldu. Üçünde de beni yakaladı. Defalarca darp etti, cinsel saldırıda bulundu.

Darp ettiği sırada bayılmışım. Uyandığımda, “Kalk üstünü giyin. Seni şimdi bir adama teslim edeceğim, senin tüm hayatın gidecek” dedi. “Sen bana çok pahalıya mal oldun” dedi.

Gözaltına alındı, serbest bırakıldı

Dışarı çıkınca ben o halde koşmaya başladım. Bir benzin istasyonu vardı oraya girdim. Orada çalışan çocuk “Abla ne yapmışlar sana, bu ne hal?” dedi. Boğazında tırnak izi, kolum, bacaklarım her tarafım yara bere içinde. Bir akrabamız var avukat, işlerini takip eder Halil abi, onu aradım. O da “Sakın üzerini yıkama, onların hepsi delil, sakın elini dahi yıkama” dedi. Saatlerce başlayan bir şiddet ve cinsel saldırıdan çıkmıştım aşırı derecede korkuyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum…

Jandarma ben suçluymuşum gibi davrandı

Sonra Jandarma Karakolu’na gittim. Ailemi aradım, onlar da geldi. Ailem hep yanımda oldu bu konuda. Karakolda sanki ben suçluymuşum gibi davrandılar. Saatler sonra Mutlu E.’yi gözaltına aldılar. Vücudumdaki darp izleri ve raporlara rağmen serbest bıraktılar. Diğer isimlerin de ifadelerini alıp bırakmışlar.

Mutlu E. ifadesinde benimle sevgili olduğunu iddia etmiş. Asla öyle bir durum yok.

Sonuç olarak bunların hepsi tutuksuz. Ben ve abilerim bu meseleyi araştırmaya başladık. Ünlü şirketin adını kullanıyorlar ya, o şirkete de haber verdik. Bu konuda başka bir kadının açtığı dava var, oraya dahil olmak istediklerini söylemişler ama mahkeme kabul etmemiş.

Bu kişilerin jandarmadan itibaren korunduğunu düşünüyorum. Jandarmadan mahkeme sürecine kadar her aşamada tanıdıkları var ve korunuyorlar. Düşünün benim dosyama dair belgeleri ben toplayıp teslim ediyorum onlara.

Dosyamda ilerleme yok

Sonra ben 3 hafta kekeme kaldım, hafızamın yüzde 40’ını kaybetmiştim. İlaçlarla falan iyileştim, dosyamı almaya gittim savcılığa, düşünün kolum askıdaydı o halde gittim. Dosyaya yeni bir şey eklememişler. Doktor raporlarını koymuşlar, hastane raporlarını almışlar o kadar. Bomboş bir dosya.

Dosyamın bomboş olduğunu görünce anladım, bu bir çete ve korunuyor. Yoksa mantıklı mı bu kadar şiddet uygulayan bir erkek tutuklanmıyor? Bir durum var. Kendim araştırmaya başladım…

Tanığımı buldum, kamera kayıtları istedim. Yok deyip durdular. “Kameralar çalışmıyordu” dediler. Tek tek şüphelileri buldum. P.G. hakkında detaylı bilgiler öğrendim. Kardeşi S.G. ile birlikte çalıştıklarını, kadınları seks işçiliğine zorladıklarını öğrendim.

Öyle bilgilere ulaştım ki ben artık kadınların kurtarılması için bilgileri Bodrum Jandarma ile paylaşıyordum. İlçemizde kaybolan kız çocukları ve kadınlar var. Bunların bazılarının bu çete tarafından başka semtlere satıldığını duydum.

Bu Mutlu E.’ye sadece cinsel saldırıdan bir soruşturma açılmış ancak tutuklu değil. Hakkında bir iddianame dahi hazırlanmamış. Hep sürüncemede bırakılmış bir suç duyurusundan öteye gitmemiş yetkililer.

Bununla ilgili de suç duyurusu yaptım. Milas Emniyet Müdürlüğü’nde de bu insanlara destek olan görevliler olduğunu öğrendim. Bazı görevliler bana yardımcı oldu ama çoğu dikkate almıyor, konuyu kapatmak istiyor, önemsiz bir mesele gibi yaklaşıyor. Her aşamayı CİMER’e bildirdim, yazdım. Suç duyurularını oraya da yazdım.

Başka kadınları kurtarmaya çalışıyorum

Milas’ta Ağır Ceza Mahkemesi olmadığı için dosyamı Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermişler. Orası da “yetkisizlik kararı” vermiş. Soruşturma evrakında yapılması gereken hiçbir şeyin yapılmadığını belirtmişler. Soruşturmaya dair, görüntü bulmak, kanıtları toplamak gibi işlemlerin zaten Milas’ta yapılmaması üzerine Bodrum Savcılığı “Bu eksikleri tamamlayın” diyor.

Tehdit ediyorlar

Farklı farklı numaralardan beni arayıp tehdit ediyorlar. Savcılığa gittim. “Mutlu E. hakkında kadın satmaktan suç duyurusu yapmak istiyorum” dedim.  “Kızın T.C’sini getir ya da kız kendi gelsin” dediler.

Sürekli travma yaşıyorum. Yaralarım daha yeni yeni iyileşti. Kolum biraz daha düzeldi. Yaşadığım kenti değiştirdim. Şiddet Önleme Merkezi’nde (ŞÖNİM) kalıyorum.

Korkuyorum beni bulurlarsa öldürürler ama yeminim de var bunların peşini bırakmayacağım. Canımı bu dava uğruna harcayacağımı da bilsem geri adım atmam ve diğer kızların da kaçını da kurtarabilirsem kurtaracağım.

Ben jandarmadaki ifademde şunu söyledim: “Siz beni bir fuhuş operasyonu sırasında yakalasaydınız, ben suçlu olacaktım. Çünkü fuhuş yapıyorum. Nasıl düştün, kimler düşürdü zerre sorgulamayacaktınız.”

Kendi davam için hukuk öğrenmeye başladım

Ben savcıya çok bağırdım kolum askıdayken, “Siz bu adamı tutuklamak için ne bekliyorsunuz kolumu mu koparsın, bacağımı mı?” diye.

Hukuk çalışıyorum, yasaları öğrenmeye çalışıyorum. Kendi davamın peşine kendim düştüm. Kadınları seks işçiliğine zorlamaktan geçtim darp raporu var, darp izleri var, yine de bu adamı tutuklamıyorlar.

Tüm kamuoyuna sesleniyorum. Kadın haklarını savunan örgütlere, kadınlara, erkeklere, tüm sivil toplum örgütlerine, beni yalnız bırakmayın. Sesimi duyun!

“Mağdur kadın, savcı gibi çalışıyor”

Sibel Fiden Y.’nin avukatı Eren Keskin de şu bilgileri paylaşıyor:

“Bodrum Savcısı’nın ‘Yetkisizlik Kararı’ var. Tekrar Milas’a göndermiş. Aslında “Araştırmanı yap, dosyayı bana öyle gönder” diyor. Güzel bir şey yapmış. Savcının tespitleri doğru. Dosyada çok ciddi eksiklikler var. Milas gibi bir yerde böyle bir çete var, bana göre suç örgütü. Bizim başvurucumuz dışında başka mağdurlar da var. Bu kişilere kendisi ulaşmış.

‘Çete içinde devlet görevlileri olabilir’

“Maalesef bu çete içinde devlet görevlileri de var. O yüzden kapatılıyor diye düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi’ne göre mağdurun açısından bakılmalı. Ama böyle bir durum yok. Özellikle Milas Savcılığı’nın bağımlı bir davranış tarzını görüyoruz. Dosyada çok ciddi bir şiddet var. Şiddete rağmen tutuklanmıyor, inanılır gibi değil.

“Üstelik her şiddet, başka şiddetin habercisidir. Başka kadınların hayatları da tehlikede. Biz acilen tutuklanması için başvuru yapacağız. Ayrıca Bodrum Cumhuriyet Savcılığı, Milas Savcılığına da aynı şeyi söylüyor. “Sen yeterince dosyayı araştırmamışsın, kanıtları koymamışsın” diyor. Bu çok önemli.

“Bodrum Savcılığı’nın ileri sürdüğü taleplerin yerine getirilmesini ve acilen tutuklanmasını istiyoruz. Davanın da açılmasını istiyoruz. Gördüğünüz gibi olayda mağdur kadın savcı gibi çalışıyor. Biz herkesi göreve davet ediyoruz.” (Lİ/EMK)

*Sibel Y.’nin anlatımlarına dair bazı ses kayıtları, darp raporları ve kadınları seks işçiliğine zorladığı iddia edilen kişilerin tam isimleri bizde mevcut.

*Ayrıca, örnek teşkil etmemesi açısından iş aranan sitenin adını ve işe alım yapacağı iddia edilen “ünlü” şirketin adını haberde paylaşmadık. Tüm bilgileri suç duyurusunda ve hukuki dosyada açıkca yazıyor.

*Başka bir kadının benzer suçlamalar nedeniyle şirket hakkında suç duyurusu yaptığı o suç duyurusunun da davaya dönüşmeden kapatıldığını öğrendik. Ayrıca şirket, bu kişilere açılan başka davalara da katılmak istedi ancak bu istek kabul edilmedi.

*Bu haberde şiddet yöntemlerini öğretmemek adına detaylı bilgi verilmedi.

En Çok Okunan

Belçika’nın Kürt bakanı Zuhal Demir’e tehdit mesajı

Belçika’nın Flaman Bölgesi'nin Çevre ve Adalet Bakanı Zuhal Demir sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaretlere maruz kaldı.  Demir, Türkçe...

Almanya’dan Dr. Büyükavcı hakkında sınır dışı kararı

Almanya, TKP/ML davası kapsamında 3 yıl 6 ay hapis cezası verilen Dr. Dilay Banu Büyükavcı’nın sınır dışı edilmesine karar verdi. “Solidaritätbündnis mit...

Suruç gazisi Dağ’ın cenazesi Bern’den İstanbul’a uğurlandı

Suruç Katliamı'nda ağır yaralanan ve İsviçre'nin Bern kantonunda yaklaşık üç aydır siyasi sürgün olarak yaşayan Sezgin Dağ, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti....

“Bir başkadır” dizisi ve bir Türkiye alegorisi – Cemalettin Efe

Muhakeme yetisi olanlar açısından TV artık seyredilmeye değer bir medya aracı olmaktan çıktı. Birkaç istisna dışında Türk TV kanallarını seyretmek bir nevi...

Cem Özdemir: “Alparslan Türkeş bir Hitler sempatizanıydı”

Deutsche Welle Türkiye'den Elmas Topçu Yeşiller milletvekili Cem Özdemir ile ülkücülere yönelik yasağın incelenmesini talep eden, beş partinin hazırladığı ortak teklifi konuştu.

Almanya Ülkücü Hareket’i engelledi!

Fransa’nın geçtiğimiz günlerde şiddet olaylarına karışan Bozkurtlar'ı veya diğer adıyla Ülkücü Hareket'i yasaklamasının ardından Almanya’da da benzer bir yasa tasarısı bu akşam...

Yurt dışında yaşayıp da Türkiye’de parası veya yatırımı olanlar, dikkat!

Avrupa Birliği üyeleri başta olmak üzere 107 OECD ülkesi ile yapılan “Finansal bilgilerin, banka ve altın hesaplarının karşılıklı otomatik olarak paylaşımı” anlaşmasının...

Lümpen rejimin kırılganlığı – Ertuğrul Kürkçü

Devlet Bahçeli uğraştı, didindi “ülkü ve ülke sevdalısı olan, davasının gözü kara yiğidi” dediği Alaattin Çakıcı’yı hapisten kurtardı. O da “lider”ine minnet...

Kimsesizler mezarlığında yatar duvarlarda asılı bir resmi bile olmayan bir yiğit EKREM İNALAŞ – Hilmi Toy

Kasım günlerindeyiz yine. Hava soğuk, toprak soğuk, sular soğuk. Ama günler ağır, zaman ağır, vakitsiz ayrılıklar çalıyor kapıyı. Erkenci vedalar bırakıp gidiyor...

“Eşitiz işte sus” beyanına itibar etmeyin, altında çokça şiddet barındırıyor*

Alevi kurumlarda da “dışarıya” karşı herhangi bir olumsuzluğun yansıtılması istenmediği gibi iç ilişkide de erkek şiddeti ile yüzleşmek istenmiyor zira kadın ve...